MUĞNİ’L-MUHTAC

TAHARET  /  GUSLÜN ALINIŞI

 

IV. GUSLÜN BÜTÜN OLARAK ALINIŞI

 

Guslün en kamil şekli şöyledir: Kişi önce [bedenindeki] pislikleri giderir.

 

Sonra abdest alır. Bir görüşe göre abdest alırken ayaklarını yıkamayı sona bırakır.

Sonra bedenin kıvrımlarına suyu [eliyle] ulaştırır.

Sonra başına su döker ve parmaklarını saçlarının arasına sokarak

saçlarını yıkar.

Sonra sağ tarafını yıkar. Sonra sol tarafını yıkar.

 

Yıkama sırasında [yıkadığı yeri] ovalar Yıkamayı üç kere yapar.

 

Hayızdan dolayı yıkanan kadın adet kanının bulunduğu yerlere misk vb. [güzel kokulu şeyler] koyar.

 

ŞERH:    (Guslün en kamil şekli şöyledir):

 

(1. Kişi önce bedenindeki pislikleri giderir): Temiz ve necis şeyler için tek bir yıkamanın yeterli olduğunu söylesek de ister meni gibi dinen temiz sayılan şeyler olsun isterse vedi gibi dinen pis şeyler olsun, ihtiyaten bunlar giderilir.

 

(2. Sonra abdest alır): Pislikleri giderdikten sonra tam olarak abdest alır. Abdest alırken besmele de çeker. Buhari ve Müslim'de yer alan hadis sebebiyle sünnete uymuş olmak için bunu yapar.1Buhari, Gusül, 260; Müslim, Hayız, 720)

 

Tam olarak abdest almak, ayaklarını yıkamayı sona bırakmaktan daha faziletlidir.

 

(Bir görüşe göre abdest alırken ayaklarını yıkamayı sona bırakır):

 

[*] - Bunun delili Buhari'nin, Nebi'in (s.a.v.) gusül yapma şekli konusunda Meymılne'den rivayet ettiği hadiste yer alan şu ifadedir: Nebi {s.a.v.} namaz abdesti gibi abdest aldı, ayaklarını yıkamadı. (Buhari, Gusül, 265)

 

El-Mecmu'da alimlerimizden naklen Nevevi şöyle demiştir:

 

Kişi ister abdestin tümünü veya bir kısmını gusülden önce yapsın ister gusülden sonra yapsın isterse guslün ortasında yapsın sünnet yerine gelmiş olur. Ancak gusülden önce abdest almak daha faziletlidir.

 

Kişide abdestsizlik değil de yalnız cünüplük bulunursa, örneğin kişi abdestli iken makadını yere dayamış bir halde uyurken ihtilam olsa, gusül esnasındaki abdestte "guslün sünnetine" niyet eder. Şayet hem abdestsiz hem cünüp ise, "gusletmek zaten abdesti içerir" görüşünü kabul etsek bile, abdeste müstakil olarak niyet etmeyi farz görenlerin ihtilafından kurtulmak için abdest alma sırasında küçük abdestsizliği gidermeye niyet eder.

 

Kişi abdesti gusülden sonra alırsa; niyet ederken "abdestin gusle dahil olmadığı" görüşünde olanların görüş ayrılığından kurtulmak için bununla abdestsizliği gidermeye mi niyet eder yoksa "abdestsizliğin gusül almakla ortadan kalkacağı" şeklindeki daha doğru görüşü esas alarak guslün sünnetini yerine getirmeye mi niyet eder? Bu konuya temas edeni görmedim. Hocam Remli'nin el-Min hac' daki ifadeler ile er-Ravda'nın namaz konusundaki ifadelerini birleştirme konusundaki yaklaşımı şöyledir: "Kişi görüş ayrılığından kurtulmak istiyorsa el-Minhac' da dediği gibi farza niyet eder, bunu istemiyorsa taharete niyet eder. Er-Ravda' da geçtiği üzere farziyete niyet etmesi şart değildir". Bu yaklaşımı bizim meselemize uyguladığımızda şöyle diyebiliriz: Kişi görüş ayrılığından kurtulmak istiyorsa abdestsizliği gidermeye niyet eder, aksi takdirde guslün sünnetine niyet eder. (Kıyas)

 

Gusül alan kişi abdest alma, ağzını çalkalama ve burnuna su vermeyi terk ederse mekruh bir şey yapmış olur bunu telafi etmesi müstehaptır.

 

Kişi gusülden önce abdest alsa sonra gusle başlamadan önce abdestini bozsa, "gusülden önce abdest alma sünneti"nin yerine gelmesi için tekrar abdest alması gerekmez. Şu durum bundan farklıdır: Kişi abdest alırken ellerini yıkadıktan sonra ağzına su vermeden önce abdestini bozacak bir şey yapsa sünnetin yerine gelmesi için niyet ederek ellerini tekrar yıkaması gerekir; çünkü abdesti bozan hareket sebebiyle niyet geçersiz olmuştur.

 

(3. Sonra bedenin kıvrımlarına suyu [eliyle] ulaştırır): Abdest aldıktan sonra suyu avucu ile alıp bedenindeki kıvrımlara ve girintHere; örneğin kulaklara, karnın tabakalarına, göbek deliğine ulaştırır. Çünkü böyle yapmak, suyun buralara ulaştığından emin olmak için en iyi yoldur. Kişi kulak konusunda işi sıkı tutar, bir avuç su alarak yavaşça kulağa döker, böylece su kulağın kıvrımlarına ve farklı köşelerine ulaşmış olur.

 

(4. Sonra başına su döker ve parmaklarını saçlarının arasına sokar): Kişi saçlarının ve sakallarının arasına parmaklarını sokarak oraya su ulaştırır. 

 

On parmağını [ıslak olarak] saç ve sakalının arasına sokarak suyun saç ve sakal diplerine iyice ulaşmasını sağlar, suyu daha sonra döker. Böylece suyu israf etmemiş olduğu gibi suyun diplere ulaşmasını da sağlamış olur.

 

(5-6. Sonra bedeninin sağ tarafını, sonra da sol tarafını yıkar):

Çünkü Nebi (s.a.v.) taharette sağdan başlamayı severdi. Buna dair hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

 

(7. Yıkama sırasında [yıkadığı yeri] ovalar): Bedeninde elinin ulaştığı yerleri ihtiyaten ve bunu farz görenlerin görüş ayrılığından kurtulmak için ovalar. Bize göre bu farz değildir; çünkü ayetler ve hadisler bunun farziyeti konusuna temas etmemişlerdir.

 

(8. Yıkamayı üç kere yapar): Abdestte olduğu gibi Nebi'e (s.a.v.) uymak için bunu yapar. Nevevl'nin ifadeleri bunun şeklini belirtmemekle birlikte bu şöyle olur: Kişi bedenindeki kıvrımları belirtilen şekilde yıkar, sonra başını yıkar ve üç kere ovalar, sonra bedeninin geri kalan kısmını da böyle yıkar. Yani önce sağ ön tarafı yıkar ve ovalar, sonra sağ arka tarafı böyle yapar. Sonra sol tarafa aynı işlemi yapar. Bunları ikinci ve üçüncü defa tekrar eder. Bunun delili sahih hadislerdir.

 

Hocam Remli şöyle demiştir: İsnevi şöyle demiştir: Doğru olan guslün, ölü yıkama gibi kabul edilmesidir. Buna göre kişi ön tarafı yıkamadan arka tarafa geçmez.

İsnevl'nin bu görüşü şu şekilde reddedilmiştir: Hayatta olan kimsenin o şekilde yıkanması kolayolduğu halde ölünün yıkanması kolay değildir. Çünkü böyle yapılması halinde sol tarafı yıkamaya başlamadan önce ölünün tekrar tekrar döndürülmesi gerekecektir.

 

 

Kişi suya girse [bakılır]:

 

[a] - Bu bir akarsu ise üzerinden üç akıntının geçmesi üç kere yıkama yerine geçer. Ancak bu durumda ovalama sünnetini yerine getirme imkanı kalmamış olur; çünkü çoğunlukla su altında bunu yapması mümkün olmaz, zira kişi bunu yapmakta zorlanır.

 

[b] - Bu, durgun bir su ise başını suyun içinden çıkarmak, ayaklarını bulunduğu yerden çekmek veya suyun içinde başka bir yere geçmek şeklinde üç defa hareket eder. Köpeğin kabı yalaması durumunda kabın yedi kere yıkanmasının aksine burada kişinin sudan tümüyle çıkması veya başını tümüyle çıkarması gerekmez. Çünkü kişinin su altında hareket etmesi suyun onun üzerinden akması gibidir.

 

(9. Hayızdan dolayı yıkanan kadın adet kanının izinin bulunduğu yerlere misk vb. [güzel kokulu şeyler] koyar.):

 

İhramlı olmayan ve kocasının ölümünden dolayı iddet beklemeyen bir kadın hayız veya lohusalıktan dolayı yıkanırken, bu sırada boşanmış veya bakire olsa bile kan izinin bulunduğu yerlere misk sürer. Cinselorganını yıkadıktan sonra bir pamuğa misk sürerek bunu cinselorganına koyar.

 

[*] - Bunun delili Buhari ve Müs!im'in Hz. Aişe'den (r.anha) rivayet ettikleri şu hadistir: Bir kadın Nebi'e (s.a.v.) gelerek adet kanının kesilmesinden sonra nasıl yıkanacağını sordu.

Nebi (s.a.v.) ona "bir parça miskal ve onunla temizlen" buyurdu. Kadın "onunla nasıl temizleneyim?" diye sordu. Nebi (s.a.v.) "Subhdnallah!" dedi ve elbisesi ile yüzünü örterek kadına "onunla temizlen işte!" buyurdu. [Hz. Aişe diyor ki}: Ben kadını çektim ve miski kan izinin bulunduğu yerlere sürmesini söyledim. (Nesai, Hayız, 314)

 

Et-Tenkih'te belirtildiği üzere özürsüz olarak bunun terk edilmesi mekruhtur.

 

Misk aslen Farsça bir kelime olup Arapça'ya sonradan girmiştir. Halk arasında bilinen güzel kokuya verilen isimdir. Araplar buna "riıeşmum" adını verirlerdi. Müslim'in rivayetine göre Nebi (s.a.v.) miske "kokuların en güzeli" derdi.

 

Şayet kadın misk bulamazsa veya kullanmasına dinen izin verilmezse içinde hararet bulunan; toplak otu ve ezfar gibi misk benzeri bir şey sürer. Şayet güzel kokulu bir şey bulamazsa toprak sürer, bunu da bulamazsa su yeterlidir.

 

İhramlı kadına gelince; onun güzel koku kullanması haramdır.

Kocasının ölümünden dolayı iddet bekleyen kadın ise az miktarda toplak otu ve ezfar •sürer.

 

Mehamili el-Mukni'de şöyle demiştir: Kadın, yalnızca kanın çıktığı cinsel organa değil kanın değdiği her yere güzel koku sürer.

 

Demiri şöyle demiştir: Bu görüş şazz olup Mehamili' den başkasının böyle bir görüşe sahip olduğu bilinmemektedir.

 

Doğru olan şudur: Bunun amacı kan çıkan bölgenin güzel koku ile kokulandırılması ve kötü kokunun giderilmesidir, hamileliği çabuklaştırmak değildir. Bu sebeple daha doğru olan görüşe göre kadın bunu gusülden sonra sürer.

 

Zerkeşı şöyle demiştir: Müstehaza olan kadının bu kokuyu kullanmaması gerekir; çünkü o, her kan çıkışında kirlenir ve bunun yıkanması gerekir. Böyle bir durumda güzel koku sürmenin bir yararı olmaz.

 

BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

GUSL’E İLİŞKİN BAZI MESELELER